Mesane Kanseri
Kasım 28, 2018
Prostat Kanseri
Aralık 5, 2018

Kolon Kanseri

Kolon Kanseri

Kolon Kanseri; Dünya Sağlık Örgütü’nün bir kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC)’nın değerlendirmelerine göre 2018 yılında kolorektal kanserler en sık görülen kanserler arasında üçüncü, en sık ölüme neden olan kanserler arasında ise ikinci sırada yer almaktadır. Mide, pankreas ve kolon kanserleri gibi durumlarda hastanın beslenmesi de bozulmaktadır. Kanserin etkisi yanında kanserle mücadele için gerekli olan beslenmenin de bozulması bu tür kanserlerde tedavi edilebilme ihtimalini azaltmaktadır. Tıbbın sunduğu cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi seçeneklerinin yan etkilerinin de bu olumsuz tabloya eklenmesi kolon kanserindeki tedavi şansını kısıtlamaktadır. Kolon kanserinde ameliyat ve kemoterapiye rağmen nüks oranı çok yüksektir. Kanser destek tedavileriyle elde edilen sonuçlar sadece klasik tedavilerle alınan sonuçlardan daha ümit verici görünmektedir. Klasik tıbbi tedavilerle destek tedavilerinin uygun kombinasyonlarında başarı oranı daha da artmaktadır.

Klasik tıbbi yöntemlerle tedavi oranının düşük olmasının temel nedenleri; ameliyatın mide-barsak sistemini bozması ve özellikle kemoterapinin yan etkilerinin mide barsak kanalını döşeyen epitelde belirgin olması nedeniyle sindirim faaliyetlerinin bozulması ve vücuda yerli gıda sağlanamaması nedeniyledir. Kemoterapi temel olarak hızlı bölünen hücreleri öldürür. Mide barsak kanalını döşeyen epitel dokusu da hızlı bölünen hücrelerdendir. Ayrıca bazı bağışıklık hücrelerinin olgunlaşması da barsak duvarında gerçekleşmektedir. Kanserle birlikte, kemoterapiyle hem beslenmenin hem de bağışıklık sisteminin bozulması hastaların durumunu daha da kötüleştirmektedir.

Bu durumda, kolon kanserli hastalarda kanser destek tedavilerin önemi daha da artmaktadır.

Kolon Kanseri Nedenleri:

Kolon ve rektum kanserleri sıklıkla kolorektal kanserler olarak birlikte gruplandırılırlar. Çünkü birçok ortak özellikleri vardır. Kolorektal kanserlerin çoğu, kalın bağırsağın iç tabakasında polip denilen çıkıntı veya meme başı şeklinde lümene doğru sarkan bir büyüme olarak başlar. Bazı polipler, birkaç yıl içinde kansere dönüşebilir, ancak tüm polipler kansere dönüşmez. Kansere dönüşme şansı, polip türüne bağlıdır.

İki ana polip türü vardır:

- Adenomatöz polipler (adenomlar): Bu polipler bazen kansere dönüşür. Bu nedenle, adenomlara kanser öncülü bir durum olarak bilinirler.
- Hiperplastik ve inflamatuar polipler: Bu polipler daha sık görülür, ancak genelde kanserli değildirler.

Bu iki polip türü yanında birde mide barsak kanalında sık görülen displazi kavramı vardır. Displazi, bir polip içinde olabileceği gibi barsak yüzeyinde de olabilir. Displazik hücreler tam olarak kanserleşmemiş anormal hücrelerdir. Displazik hücrelerin kanserleşme riski vardır.

Kolorektal kanserlerde kanserleşmeye neden olabilecek bir çok faktör bulunmaktadır. Bunların başında beslenme alışkanlıklarımız, hayat tarzımız, kronik olarak alınan toksinler, barsak mikrobiyatasındaki değişiklikler; barsağın viral, bakteriyal, mikotik ve paraziter hastalıkları; genetik yatkınlık gibi birçok faktör kolorektal kanserlerin oluşmasında etkin olabilir.

Kolonda kanser bir polip üzerinde gelişirse zamanla kolon duvarına doğru ilerleyerek barsak duvarını aşıp karın zarı olarak bilinen peritona, lenf bezlerine ve uzak organlara metastaz yapabilir.

Kolon Kanseri Belirtileri:

Kolon kanseri semptomlarının birçok barsak hastalığında olan belirtilerle benzerdir. Bağırsak enfeksiyonu, hemoroid, irritabl bağırsak sendromu veya inflamatuar bağırsak hastalığı gibi bir çok durum kolon kanseri bulgularını taklit edebilir. Bu nedenle, çoğu durumda, bu semptomları olan kişilerin kanseri yoktur. Yine de, bu sorunlardan herhangi birine sahip olan kişilerin kanserde olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Aksi durumda erken tanı imkanı ortadan kalkar. Özellikle, ileri yaş ve aile hikayesi olması durumunda hastaların kolon kanseri yönünden taranması önemlidir.

Genel olarak kolorektal kanserlerin belirtileri:
- Dışkılama alışkanlığında değişiklik: ishal, kabızlık veya dışkıda kalibrasyonunda incelme gibi barsak alışkanlıklarında bir kaç günden fazla süren bir değişiklik,
- Belirli bir hareketi yapmadan bağırsaklarını rahatlatamadığı hissine sahip olmak.
- makattan kanama
- siyah renkli dışkı veya dışkıda kan,
- Kramp veya karın (göbek) ağrısı
- Zayıflık ve yorgunluk
- İstenmeyen ve önlenemeyen kilo kaybı

Kolon Kanseri Kimlerde Görülür?

Kolorektal kanserin kesin sebebi bilinmemektedir. Ancak, bazı faktörler kolorektal kanserlere yakalanma riskini artırabilir:
- Yaş - insanlar yaşlandıkça kolorektal kanser riski artar. Kolorektal kanserlerin yüzde 90'ından fazlası, 50 yaşın üzerinde görülür.
- Cinsiyet - erkeklerin kadınlara göre kolorektal kanserlere yakalanma riski biraz daha yüksektir.
- Bazı ailesel geçiş gösteren hastalıklar kolorektal kanser riskini önemli ölçüde artırır:
- Ailesel adenomatöz polipozis (FAP)
- Attenue ailesel adenomatöz polipoz (AFAP)
- Gardner sendromu
- Lynch sendromu
- Juvenil Polipozis sendromu (JPS)
- Muir-Torre sendromu
- MHY ilişkili polipozis (MAP)
- Peutz-Jeghers sendromu (PJS)
- Turcot sendromu
- İnflamatuar bağırsak hastalığı (IBD) - Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı olan kişilerde kalın bağırsağın kronik iltihabı vardır. Bu kolon kanseri riskini artırır.
- Adenomatöz polipler (adenomlar) kolorektal kansere dönüşebilirler.
- Daha önce bir kolon kanseri geçmişi, yumurtalık kanseri veya rahim kanseri olan kadınların kolon kanseri geliştirme olasılığı daha yüksektir.
- Siyah ırk insanlar, en yüksek sporadik veya kalıtsal olmayan kolorektal kanser oranlarına sahiptirler.
- Beslenme: kırmızı ve işlenmiş et tüketimi kolon kanseri riskini artırır.
- Sigara
- Sedanter yaşam
- Obezite

Kolon Kanserinde Prognoz

Kolorektal kanserlerde ölüm oranları yaşla birlikte artar. Kolon ve rektum kanseri kanser ölümünün ikinci önde gelen nedenidir. Kolorektal kanserlere bağlı ölümler en fazla 75-84 yaş arası kişilerde en yüksektir.
Kolon kanserlilerde 5 yıllık sağkalım oranları:
Evre I - % 92
Evre II - % 87
Evre III - % 89
Evre IV - % 11’dir.

Kolon Kanseri için Klasik Tıbbi Yaklaşımda Tedavi Seçenekleri:

Cerrahi
Kemoterapi
Radyoterapi
Mide barsak kanalıyla ilgili kanserlerde beslenmenin bozulması tedaviyi zorlaştıran önemli bir faktördür. Kanser nedeniyle zaten bozulmuş olan beslenme ameliyatla çıkarılan segmentler nedeniyle daha da bozulmaktadır. Bunun üzerine kanser hücreleri gibi hızlı çoğalan kemik iliği, karaciğer ve böbrek hücreleri ve de mide barsak sisteminin iç yüzeyini döşeyen epitel dokunun kemoterapi ve radyoterapi yan etkileriyle tahrip olması tedaviyi daha güç hale getirmektedir. Bu tedavi karmaşası için de vücuttaki kanser olmayan sağlıklı hücrelerin beslenmesi bozulmakta ve bağışıklık sistemi zayıflamaktadır.

Kolon kanserinde Kanser Destek Tedavileri:

- Fitoterapi
- Homeopati
- Ozon uygulamaları
- Biofeedback uygulamaları
- Detoks uygulamaları
- Özel destek besinleri
- Egzersizler

gibi uygulamalar klasik tedavi yaklaşımlarıyla birlikte veya bağımsız olarak uygulanabilirler.
Kolorektal kanserlerde hastaların beslenmesi hem hastalık hem de uygulanan klasik tedavilerle bozulmuş olması nedeniyle öncelikle vücudun sağlıklı hücrelerine yeterli besin maddelerinin ulaştırılması sağlanmalıdır.

Kolorektal kanserlerin tedavisinde, kanser hücrelerinden besinlerden bağımsız şekilde kurtulmanın bir yolu olmalıdır. Ayrıca bu hastalar için sindirimi daha kolay özel takviyeler gereklidir. Özellikle sıvı halde bulunan özel besinlere ihtiyaç vardır. Çünkü cerrahi uygulamalar ve kemoterapi yan etkisiyle sindirim fonksiyonu önemli ölçüde bozulmaktadır. Bu yan etkiler nedeniyle ameliyatlar ertelenebilir. Ancak mide barsak sisteminde bir tıkanıklık söz konusu olursa ameliyat kaçınılmazdır.

Biofeedback uygulamaları hastanın ek problemlerinden etkilenmeyen yöntemler olması nedeniyle önemli destek tedavisi yaklaşımlarıdır. Bu frekans üreticilerine sindirim problemlerini aşan süper besin olarak bilinen sıvı destek ürünlerinin eklenmesi tedaviye ciddi olumlu katkılar sağlamaktadır.

Klasik tıbbi yaklaşımlarda sunulan hiç bir yöntem frekans jeneratörleriyle yapılan uygulamaya alternatif olamamaktadır. Hasta açısından son derece kolay ve zahmetsiz uygulamalardır.

Aşırı et tüketinin kolorektal kanserlerde önemli bir etiyolojik faktör olduğu düşünülmektedir. Et tüketimi entikanser özellik taşıyan ve etlerin sindirimin rol oynayan tripsin ve kimotripsin gibi enzimlerin tükenmesine neden olarak kanserin ilerlemesini tetikler. Bu nedenle kanser hastalarının özellikle kırmızı et tüketimin sınırlandırmaları önemlidir.

Kolon Kanseri Nasıl Önlenir?

Ellili yaşlardan itibaren özellikle risk grubundaki kişilerin kanser taramalarını yaptırmaları kolon kanserinin erken tanı ve tedavi için önemlidir.

Günlük hayatta yaşam tarzı değişiklikleri yaparak kolon kanseri riskini azaltmak mümkündür:
- Çeşitli meyveler, sebzeler ve kepekli tahıllar tüketilmelidir.
- Alkolden uzak durulmalıdır.
- Sigara içilmemelidir.
- Her gün düzenli egzersiz yapılmalıdır.
- İdeal kilo korunmalıdır. - Bağışıklık sistemi desteklenmelidir.

Sağlıklı bir bağışıklık sistemi vücudunuzun en iyi savunmasıdır. Kanser hücreleriyle mücadeleyi temel olarak bağışıklık sistemi yürütür. Zayıf bağışıklık sistemi, hastaların kansere yakalanmalarının ana sebebi olmakla kalmaz, aynı zamanda kanser bağışıklık sistemini daha da zayıflatabilir.

Beta glukanlar bağışıklık sistemini düzenleyerek daha verimli hale getirir. Ayrıca, beta glukanlar, tümörlere veya virüslere bağlanan ve onu yok etmek için kimyasallar salan lenfositleri uyarır.

Kolon kanseri için Kanser Destek Tedavileri klasik tedavilerle birlikte veya bağımsız olarak uygulanması sonucunda vücudun kanseri yenme gücünü artıracak ve tedaviye olumlu katkılar sağlayacaktır.